Atatürk'ü Etkileyen Olaylar ve Fikirler

ÇocukluÄŸu ve eÄŸitim ve öÄŸrenim sürecinde (1881-1905) ÅŸüphesizdir ki, Mustafa’yı etkileyen insanların başında babası ve annesi gelmektedir. Ali Rıza Efendi, bir öÄŸretmen çocuÄŸudur ve yıllarca Gümrük, Evkaf memurluklarında bulunmuÅŸtur. BoÅŸ zamanlarında askerlik mesleÄŸi ile ilgilenmiÅŸ, Gönüllü askerlere talim yaptırmıştır. Selanik’te kurulan “Gönüllüler Taburu” nun da kurucuları arasında bulunmuÅŸtur. Memuriyeti bırakarak, kereste ticaretine baÅŸlayan Ali Rıza Efendi, bu iÅŸi sırasında haraç isteyen çetelerle de çatışmayı göze alabilecek yapıda bir insandı. OÄŸlu Mustafa’ya “adam olmak için okumak, öÄŸrenmek ÅŸarttır. BaÅŸka çare yoktur” diyen Ali Rıza Efendi, geniÅŸ görüÅŸlü, modern düÅŸünceli, yeniliklere açık aydın bir insandı. Mustafa’yı Mahalle Mektebi’nden alarak, çaÄŸdaÅŸ bir eÄŸitim kurumu olan Åžemsi Efendi Okulu’na vermesi de, onun yenilikçi, parlak kiÅŸiliÄŸini göstermektedir. Zübeyde Hanım ise, Ali Rıza Efendi’ye göre daha muhafazakar bir insandı. Fakat, aydın, bilge bir Türk anasıydı. Çocukları çok sever ve onların üzerine titrerdi. Zübeyde Hanım, doÄŸuÅŸtan akıllı bir kadındır. OÄŸlu Mustafa, annesinin üzerindeki etkisini, fedakarlığını her zaman saygıyla anacaktır. Zübeyde Hanım, güçlü bir beden yapısına sahip olduÄŸu kadar, güçlü bir iradeye de sahipti. Yeterince eÄŸitim görmemiÅŸ, ama okumayı yazmayı öÄŸrenmiÅŸti. “Bilge” kiÅŸiliklerinden dolayı annesine “Molla Hanım” , kendisine de “Molla Zübeyde” denilirdi.

Genç Mustafa Kemal’in kiÅŸiliÄŸi bakımından üzerinde durulması gereken bir nokta da, daha 12 yaşında babasını kaybederek “yetim” kalmış olmasıdır. Psikolojik açıdan, kendi geleceÄŸi hakkında yine kendisinin bağımsız, özgürce karar vermesinde yetim oluÅŸunun rolü bilim adamlarınca kabul edilmektedir. “Yetim çocuklarda geliÅŸen ‘güçlenme içgüdüsü’ çoÄŸu kez onları amaçlarına ulaÅŸtırmaktadır” diyen, İsviçreli bilim adamı psiko-analizci Dr. Pierre Retchnick, ÅŸu tespitte bulunmaktadır: “Bu konuda en güzel örnek çocuk yaÅŸta babasını yitiren Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kendini ülkenin yararlarına adayan Atatürk’ün bu çapta bir kiÅŸi olmasının en büyük etkenlerinden biri, babasının o küçük yaÅŸtayken ölmesidir.” Mustafa Kemal’in sonradan çocuklara çok büyük sevgi duymasının ve ilgi göstermesinin temelinde de, küçük yaÅŸta babasız kalması yatmaktadır. Mustafa Kemal, yaÅŸamı boyunca çocuklarla yakından ilgilenecektir. Özellikle yetim, yoksul çocuklara olduÄŸu gibi, diÄŸer çocuklar için de çocuklara açılan bir sevgi kucağı olacaktır. Kimilerini ödüllendirecek, kimilerini de manevi evlat olarak koruması altına alacaktır. Türk çocuklarının eÄŸitim öÄŸretimleriyle de ilgilenecek, her gittiÄŸi yerde okulları ziyaret edecektir.

Mustafa Kemal’in kiÅŸiliÄŸinin ÅŸekillenmesinde rol oynayan dönemlerden biri de onun dayısının çiftliÄŸinde geçirdiÄŸi yaklaşık altı aylık süredir. Çiftlikte geçen bazı olayları bir pedagog gözüyle deÄŸerlendiren Prof. Dr. İsmail Hakkı BaltacıoÄŸlu, Atatürk’teki “yaratıcılık, aÄŸaç ve hayvan sevgisi”nin çocukken yaÅŸadığı bu “yaratıcı çevre”nin eseri olduÄŸu kanaatindedir: “Yaratıcılığın var olmasında en büyük etken çocukluk çağındaki çalışmalardır. EÄŸer çocuk daha küçük yaÅŸta iken yaratıcı bir çevre içinde yaÅŸar, kendine göre oynama, deneme, yaratma olurlukları bulursa, onda yaratıcılık doÄŸar zamanla da geliÅŸir. Sonunda da sosyal randımanlar verir. Bence bu yaratıcılık bir kalıt (genetik) ÅŸekli olmayıp kiÅŸideki dirim enerjisinin sosyal randıman ÅŸeklinde oluÅŸmasıdır... İşte Atatürk’ün çocukluk hayatında böyle bir yapıcılık, yaratıcılık devri olduÄŸunu öÄŸreniyoruz...Mustafa’nın çocukluk, ilk gençlik hayatında ellerle yapılan iÅŸleri ne kadar çok merak ettiÄŸini gördük...Atatürk’ün çocukluÄŸunda, gençliÄŸinde ele aldığı iÅŸler hep faydalı iÅŸler, sosyal randıman verici iÅŸlerdir, kafa iÅŸleri, gönül iÅŸleridir. Marangozluk, çiçekçilik, hayvancılık hep böyledir. Sosyal kiÅŸiliÄŸin var olmasına yarayan iÅŸler iÅŸte bu gibi iÅŸlerdir...” Bu dönemde, Atatürk’ün kiÅŸiliÄŸinin oluÅŸumunda onu yetiÅŸtiren öÄŸretmenler de önemli bir yer tutar. Mustafa Kemal hayatının her döneminde, mesleÄŸinde baÅŸarılı, mesleÄŸinin gerektirdiÄŸi özellikleri taşıyan, nitelikli öÄŸretmenlere sahip olmuÅŸtur. Bu hem kendisi, hem de Türk milleti için büyük bir mutluluktur. ÖÄŸretmenleri onu çok deÄŸiÅŸik biçimlerde etkilemiÅŸ, ona çok yararlı bir rehberlik yapmışlardır. Åžüphesiz, onu olumsuz manada etkileyen öÄŸretmenleri de vardır. Bunlar arasında geleneksel eÄŸitimin yapıldığı Mahalle Mektebi ve buradaki “Hüsnühat” öÄŸretmeni Çopur Hafız Emin Efendi ile Mülkiye RüÅŸtiyesi’nde Matematik öÄŸretmeni ve müdür yardımcısı olan ve “Kaymak Hafız” diye anılan Hüseyin Efendi sayılabilir. Bu öÄŸretmenlerinden ilki, çocukları yere oturtarak, dizlerinin üzerinde yazı yazdırdığı için; ikincisi de genç Mustafa’yı haksız yere dövdüÄŸü için onu olumsuz yönde etkilemiÅŸ olmalıdırlar. Bunların, Atatürk’ün yaptığı çaÄŸdaÅŸ atılımları “kötü bir örnek” olarak etkilediklerini ve yine Mustafa Kemal’i benzer eÄŸitim kurumlarının kaldırılması yönünde yönlendirmiÅŸ olduÄŸunu düÅŸünmek mümkündür. Nitekim, yıllar sonra Mustafa Kemal Kurmay Subay olarak Selanik’te bulunduÄŸu sırada okuduÄŸu ÅžemÅŸi Efendi İlkokulu ile Mahalle Mektebi’ni ziyaret etmiÅŸ; Hafız Mehmet Efendi’nin Mahalle Mektebi’nin kapısında koca bir kilit asılı olduÄŸunu görmüÅŸ, “kapanması isabet olmuÅŸ” demiÅŸtir. Yine Harp Okulu’nda öÄŸrenci iken, Kaymak Hafız Hüseyin Efendi ile ilgili olarak da, “kendisini çoktan affettim. Mülkiye RüÅŸtiyesi’nden ayrılmamda bu kaba ve insafsız hareketi baÅŸlıca rol oynamıştır” diyecektir.

Bu dönemde Mustafa Kemal’i olumlu yönde etkileyen ve onun Atatürk haline gelmesinde çok büyük katkıları olan öÄŸretmenlerinin başında ÅŸüphesizdir ki, Åžemsi Efendi gelmektedir. Az önce kısaca deÄŸindiÄŸimiz gibi Åžemsi Efendi, eÄŸitim tarihimizde yeni pedagojik yöntem ve uygulamaları ilk deneyenlerdendir. ÖÄŸrencileri bir üst düzey olan RüÅŸtiyedeki öÄŸrencilerden daha bilgili yetiÅŸiyorlardı. Atatürk’ün dinde baÄŸnazlığa karşı görüÅŸlerinde, yenilikçi fikirlerinde, disiplin duygularının geliÅŸmesinde Åžemsi Efendi’nin öÄŸretim ve uygulamalarının önemli bir payı vardır. Mesela, Atatürk’ün Harf İnkılabı sırasında takip etmiÅŸ olduÄŸu yöntemler ve verdiÄŸi mesajlar, Åžemsi Efendi’nin ilk okulda kendilerine alfabe öÄŸretirken kullandığı “heceleme ve okuma” yöntemindeki yenilikleri hatırlatmaktadır.

Yüzbaşı Mustafa Bey, Atatürk’ün Selanik Askeri RüÅŸtiyesi’nde Matematik öÄŸretmenidir. ÖÄŸrencisinin yeteneklerini sezip, ona Kemal” adını vermiÅŸtir. Böylece onun kendisinden ve arkadaÅŸlarından farklı ve üstün durumunu tespit etmiÅŸ, ona, daha iyiye, daha güzele doÄŸru gitmek için sürekli bir teÅŸvik nedeni saÄŸlamıştır. Prof. Dr. Yahya Akyüz’ün ifadesiyle, “bu çok önemli tarihi olayı, M. Kemal Atatürk’ü sürekli, daha büyük baÅŸarı ve faziletler peÅŸinde koÅŸmaya iten bir destek olarak deÄŸerlendirmek gerekir”. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün bir lider olarak “akılcı” ve “hesap-kitap adamı” olmasında doÄŸrudan rol oynayan bir faktör olarak Matematik sevgisi kabul edilecek olursa, (ki bu dönemde sevdiÄŸi derslerin başında Matematik gelmektedir) Yüzbaşı Mustafa Bey’in üzerindeki yönlendirici etkisi daha da önem kazanır.

Selanik Askeri RüÅŸtiyesi’nde Mustafa Kemal’e özel ilgi gösteren öÄŸretmenlerinden birisi de, Fransızca öÄŸretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey’dir. Atatürk, 22 Eylül 1924’te Samsun’da öÄŸretmenlerin verdiÄŸi bir çayda Nakiyüddin Bey’le karşılaÅŸmış ve onun hakkında ÅŸunları söylemiÅŸtir: “...Bununla beraber hatırlamak gerekir ki, gerçek ve fedakar öÄŸretmenler, eÄŸitimciler eksik deÄŸildi. Onların bize verdikleri feyiz elbette esersiz kalmamıştır. Åžimdi burada bir yüce kiÅŸiye rastladım. O, benim RüÅŸtiye birinci sınıfında öÄŸretmenim idi. Bana henüz ilk bilgileri öÄŸretirken gelecek için ilk fikirleri de vermiÅŸti. Demek istiyorum ki, ilk ilham ana baba kucağından sonra okuldaki eÄŸitimcinin dilinden, vicdanından, terbiyesinden alınır...” Selanik Askeri RüÅŸtiyesi’nde 1908’e kadar yirmi yıl Fransızca öÄŸretmenliÄŸi yapan Nakiyüddin Bey, genç M. Kemal’e bir taraftan geleceÄŸe iliÅŸkin fikirler verirken bir taraftan da, “sen bu Fransızcanın peÅŸini bırakma” öÄŸüdünde bulunmuÅŸtur. Sonradan Mustafa Kemal’in Åžam’da kurduÄŸu Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik Åžubesinin kuruluÅŸunda, 31 Mart hadisesinin bastırılmasında öÄŸrencisi M. Kemal ile birlikte çalışan Nakiyüddin Bey, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün isteÄŸi ile milletvekili adayı gösterilmiÅŸ ve üç dönem milletvekili de seçilmiÅŸtir.

Hayatının sonuna kadar yanından ayrılmayacak olan Nuri (Conker), Salih (Bozok) ve Fuat (Bulca) ile arkadaÅŸlıklarının da geliÅŸtiÄŸi Selanik Askeri RüÅŸtiyesi’nde genç Mustafa Kemal, sadece okul çalışmalarıyla da yetinmemiÅŸtir. Onun bilgisini geniÅŸletmek, kültür seviyesini yükseltmek için o günün ÅŸartları içinde, çevresinde çıkan yayımları takip ettiÄŸi, yarışmalara katıldığı da görülmektedir. O tarihlerde Selanik’te ileri fikirli birkaç öÄŸretmen ve yazar “Çocuklara Rehber” isimli haftalık bir dergi çıkarmaktadırlar. Arı Türkçe davasının öncülerinden olan bu derginin bir çok sayılarında fen ve matematik konularında yapılan yarışmaları baÅŸaranların başında Askeri RüÅŸtiye son sınıf öÄŸrencilerinden Mustafa Kemal ismi görülmektedir. Bu onun, geniÅŸ kültürünün ve sonsuz okumak ve öÄŸrenmek aÅŸkının, daha çocuk denebilecek yaÅŸlarda dahi var olduÄŸunu göstermektedir. Sonradan Türk dilini öz benliÄŸine kavuÅŸturmak için yaptığı çalışmaların ilhamını ilk defa bu dergideki yazılardan almış olabileceÄŸi düÅŸünülebilir.

II. MANASTIR ASKERİ İDADİSİ ÖÄžRENİMİ VE BURADA KİŞİLİĞİNİ ETKİLEYEN OLAYLAR, İNSANLAR

Mustafa Kemal, Askeri RüÅŸtiye’yi bitirirken İdadi (Lise) eÄŸitimine İstanbul’da Kuleli Askeri Lisesi’nde devam etmek ister. Onun böyle bir karar almasında, annesinin ikinci evliliÄŸinin, yani evde bir üvey baba bulunmasının rolü büyüktür. Böylece ana evinden ve Rumeli’den uzaklaÅŸacaktır. Fakat, vatansever bir kurmay subay olan Hasan Bey, onu bu kararından vazgeçirecektir. Hasan Bey, bir çok defa RüÅŸtiyeye mümeyyiz olarak gelen ve sınavlarda M. Kemal’i tanıyıp seven bir komutanıdır. Hasan Bey, o günlerde bir münasebetle genç öÄŸrencisine idadi, lise eÄŸitimine nerede devam edeceÄŸini sorar ve niyetinin İstanbul’a gitmek olduÄŸunu anlayınca da ÅŸu tavsiyede bulunur: “Bundan vazgeçiniz oÄŸlum. Manastır’a gidiniz, orada daha iyi yetiÅŸirsiniz” . Mustafa Kemal, Hasan Bey’in bu tavsiyesini dinleyecektir.

1896 yılı Mart ayının ortalarına kadar Selanik’te tatilini geçiren Mustafa Kemal, tatil bitiminde Selanik’ten trenle Manastır’a yolcu edilir. İdadi’de yatılı ve daha üstün dereceli bir okulun hayat ve öÄŸretim ÅŸartlarına kısa sürede intibak eden genç M. Kemal için, artık ömrünün sonuna kadar sürecek olan “aile yuvası dışındaki hayat” baÅŸlıyordu. Bundan sonra ev yaÅŸantısı sadece izin ve tatillerde kısa süreli olabilecektir. Askerlik mesleÄŸinin meÅŸakkatli ve zorlu özelliklerinden de kaynaklanan bu durum, biraz da onun “bağımsız yaÅŸama” karakterine uygun düÅŸecektir.

Manastır’da sınıf arkadaÅŸları sadece Selanik RüÅŸtiyesi’ndekiler deÄŸildir. Manastır bölgesine baÄŸlı olan, Üsküp, İpek, İşkodra, Yanya ve Manastır Askeri RüÅŸtiyelerinden gelen gençler de vardır. Bu ortam içinde çeÅŸitli karakter, mizaç ve seviyede genç insanlarla tanışmak, anlaÅŸmak ve onlara kendini kabul ettirmek hususunda M. Kemal’in üstün vasıflarının burada da büyük bir rol oynadığı ÅŸüphesizdir.

Manastır İdadisi’nde Mustafa Kemal, Matematikten yine çok baÅŸarılı, Fransızcadan ise biraz zayıftır. Kendi hatıralarında bunu söyle anlatmaktadır: “Askeri RüÅŸtiyeyi ikmal ettiÄŸim zaman, merakım epeyce ileri gitmiÅŸti. Manastır Askeri İdadisi’nde riyaziye (Matematik) pek kolay geldi. Bununla meÅŸgul olmaya devam ettim. Fakat Fransızcada geri idim. Muaallim benimle çok meÅŸgul olmuyor, acı ihtarlarda bulunuyordu.”

Burada Mustafa Kemal’i en çok etkileyen arkadaÅŸlarından biri olan Ömer Naci, ona edebiyat ve ÅŸiir merakı aşılayacaktır. Sonradan İttihat ve Terakki’nin hatibi olacak olan ve genç yaÅŸta Birinci Dünya Harbi sırasında hayatını kaybeden Ömer Naci, Bursa İdadisi’nden kovularak, Manastır İdadisi’ne yollanmıştı. M. Kemal hatıralarında ÅŸunları anlatıyor: “O zamana kadar edebiyatla çok temasım yoktu. Merhum Ömer Naci, Bursa İdadisi’nden kovulmuÅŸ, bizim sınıfa gelmiÅŸti. Daha o zaman ÅŸairdi. Benden okuyacak kitap istedi. Bütün kitaplarımı gösterdim. Hiç birini beÄŸenmedi. Bir arkadaşın, kitaplarımdan hiç birini beÄŸenmemesi gücüme gitti. Åžiir ve edebiyat olduÄŸuna o zaman muttali oldum. Ona çalışmaya baÅŸladım. Åžiir bana cazip göründü. Fakat kitabet hocası diye yeni gelen bir zat beni ÅŸiirle iÅŸtigalden men etti. ‘Bu tarz iÅŸtigal seni askerlikten uzaklaÅŸtırır’ dedi. Ne var ki, güzel yazmak hevesi ben de baki kaldı.” Bu ikazı yapan Kitabet öÄŸretmeni Alay Emini Mehmet Asım Efendi’dir. Aynı olayı M. Kemal, daha sonraları Ali Fuat PaÅŸa’ya ÅŸöyle anlatır: “EÄŸer Kitabet hocamız imdadıma yetiÅŸmeseydi, ben de ÅŸair olup çıkacaktım. Çünkü hevesim vardı. Asım Efendi bir gün beni çağırdı. ‘Bak oÄŸlum Mustafa dedi, ÅŸiiri filan bırak. Bu iÅŸ senin iyi asker olmana mani olur. DiÄŸer hocalarınla da konuÅŸtum. Onlar da benim gibi düÅŸünüyorlar. Sen Naci’ye bakma, o hayalperest bir çocuk. İleride belki iyi bir ÅŸair ve hatip olabilir, fakat askerlik mesleÄŸinde katiyen yükselemez’. Hocamın ne kadar haklı olduÄŸunu hadiseler ispat etti. Çok arzu ettiÄŸi halde Naci, erkanıharp (kurmay) zabiti olamadı.”

Bu ikaz ve yönlendirmenin Atatürk’ün hayatını ve kaderini doÄŸrudan etkilediÄŸine ÅŸüphe yoktur. Fakat, Ömer Naci’nin de Mustafa Kemal’in fikri altyapısının oluÅŸmasında diÄŸer faktörlerle birlikte önemli bir rol oynadığı da kesindir. Nitekim, genç Mustafa Kemal’in dönemin “vatan ve hürriyet” ÅŸairi Namık Kemal ile “Türkçü” ÅŸairi Mehmet Emin Yurdakul’un ÅŸiirleri ile tanışmasında Ömer Naci’nin etkili olduÄŸu bilinmektedir. İdadi’de, Namık Kemal’i tanımak, duymak, onun gizlice elden ele dolaÅŸan vatan ÅŸiirlerini bulmak, okumak iÅŸini Hatip Ömer Naci saÄŸlamıştır. Atatürk, sonradan 14 Eylül 1931’de yaptığı bir konuÅŸmada Mehmet Emin Yurdakul ile ilgili ÅŸunları söylemiÅŸtir: “...Åžair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk kez Manastır Askeri İdadisi’nde öÄŸrenciyken okuduÄŸum ‘Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur’ dizeleriyle baÅŸlayan manzumesinde bana ulusal benliÄŸimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuÅŸtum...”

Tarih öÄŸretmenleri Mehmet Tevfik (Bilge) Bey’in de etkileriyle, gençler Fransız İhtilali’nin temel ilkelerinden biri olan “hürriyet” kavramı ile de burada tanışacaklardır. Topçu KolaÄŸası Mehmet Tevfik Bey, o dönemin dar Osmanlı tarihçiliÄŸi görüÅŸünden uzak, Türk tarihini bütün geniÅŸliÄŸi ve eskiliÄŸi ile kavramış ve öÄŸrencilerine dersini sevdirerek, esaslı tarih bilinci ve kültürü veren bir öÄŸretmendi. Ali Fuat Cebesoy’un, “deÄŸerli ve milliyetçi bir Türk subayıydı. Türk tarihini iyi biliyor ve öÄŸrencilerine tarih zevkini veriyordu. Atatürk, Türk tarihini bütün geniÅŸliÄŸi ve derinliÄŸi ile kavramış bulunan hocasından daima saygı ile söz etmiÅŸtir. Bir gün bana: ‘Tevfik Bey’e minnet borcum vardır. Bana yeni bir ufuk açtı’ demiÅŸtir” ÅŸeklinde tanıttığı Kol AÄŸası Mehmet Tevfik Bey (1865-1945)’in Atatürk’ün derin tarih bilgisi ve bilincinin oluÅŸmasında baÅŸ mimar olduÄŸu kesindir. Atatürk, bu deÄŸerli öÄŸretmenine beslediÄŸi ÅŸükran ve minnete, onu milletvekili adayı göstererek ve BeÅŸinci Dönem Diyarbakır Milletvekili olarak Meclise girmesini saÄŸlayarak karşılık vermiÅŸtir.

Manastır İdadisi’nin ikinci sınıfına geçen Mustafa Kemal, 1897 yılının ilk günlerinde sıla iznini geçirmek üzere trenle Selanik’e döner. Mart’ın ilk günlerine kadar devam edecek izinden faydalanarak Fransızcasını kuvvetlendirmeyi düÅŸünür ve 1888’de kurulmuÅŸ olan Tophane semtindeki “College des Freres de Salle” (Frerler Okulu)’in özel kurlarına kaydını yaptırarak dersleri düzenli olarak takip eder. Birinci sınıfta kendisini ikaz eden Fransızca öÄŸretmeninin “acı ihtarlarına” yeniden muhatap olmak istemez. Kendi hatıralarında, “İki, üç ay gizlice Frerler Mektebi’nin hususi sınıfına devam ettim. Böylece Mektep derslerine nispetle fazla derecede Fransızca öÄŸrendim” demektedir. Bu özel derslerde Mustafa Kemal’in öÄŸretmenlerinden biri Frere Rodriquez (1849–1941)’dir. Bunun anlattığına göre, Mustafa Kemal gayet ciddi, zeki ve çalışkan, elinde daima kitap bulunan bir gençti ve subay olduktan sonra da zaman zaman kendisinden ders almaya geliyordu. Mustafa Kemal, gerçekten İdadi’den baÅŸlayarak gençlik yıllarında Fransızca öÄŸrenmeye büyük önem vermiÅŸtir. O, “bir kurmay subay mutlaka yabancı dil bilmelidir, bunun aksini düÅŸünmek büyük hatadır” diyordu.

Manastır Askeri İdadisi’nde Mustafa Kemal’in ilk seneye ait öÄŸrencilik hayatı hakkında resmi bir belgeye sahip deÄŸiliz. Fakat 1897 Aralık ayında ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçerken yalnız, Kitabet ve Fransızcadan 45 üzerinden birer not eksiÄŸi ile 44 aldığını ve 52 mevcutlu sınıfı üçüncü olarak bitirdiÄŸini biliyoruz. Bu seneki durumunu M. Kemal sonradan ÅŸöyle anlatıyor: “İdadide iken muannidane (inatla) bir surette çalışıyordum. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde ÅŸiddetli bir gayret vardı.”

Bu çalışmanın ve baÅŸarılı bir Askeri Lise eÄŸitiminin ardından Mustafa Kemal, Aralık 1898’in ilk yarısında son bulan sınavların sonucunda her dersten tam not (45 ve 20) alarak 54 mevcutlu üçüncü sınıfı ikinci olarak bitirip, diplomasını alır. Aslında, Not Defteri incelendiÄŸinde görülmektedir ki, sınıfın iki birincisi vardır. Listede birinci gösterilen “Selanikli Ahmet Tevfik Efendi” ile ikinci sırada yer alan Mustafa Kemal’in notları aynıdır. Her ikisi de “beher dersin tam numarası” olan 420 toplam not ile mezun olmuÅŸlardır.

III. HARBİYE ÖÄžRENİMİ VE BURADA KİŞİLİĞİNİ ETKİLEYEN OLAYLAR, İNSANLAR

1898 yılı Aralık ayının ortalarından, 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik’te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı’daki Harbiye Mektebi’nde yüksek öÄŸrenimine devam etmek için Selanik’ten vapura biner ve İstanbul’a, Payitahta hareket eder. Böylece bütün çocukluÄŸu ve ilk gençlik yıllarının geçtiÄŸi Makedonya’dan ilk defa ayrılır. Birikimi ile yeni bir hayata atılacağı, kiÅŸiliÄŸi ve düÅŸüncelerinin daha da olgunlaÅŸacağı Harp Okulu’na giriÅŸi (duhulü) 1 Mart 1315/13 Mart 1899, Apolet Numarası 1283’tür.“Harbiyeli Mustafa Kemal” , buradaki “1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri” ne “Selanik’te Koca Kasım PaÅŸa Mahallesi Gümrük Memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi’nin mahdumu uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi Selanik 96” olarak, 1282 Selanikli Ahmet Tevfik Efendi (96) ile 1284 Manastırlı Recep Fahri Efendi (95) arasına kaydedilecektir.

Mustafa Kemal’in Harbiye’deki arkadaÅŸları öncelikle Manastır İdadisi’nden gelenlerdi. Bunlar arasında, Ahmet Tevfik ilk sırayı almaktadır. Çocukluk arkadaşı, RüÅŸtiye ve İdadi’de de birlikte okuduÄŸu Mustafa Nuri (Conker), Lütfi Müfit (ÖzdeÅŸ), Ali Fuat (Cebesoy), Arif (Ayıcı), Hayri (Tırnovacık), Kazım (Karabekir), Ömer Naci, İsmaik Hakkı (Pars), Kazım (İnanç), Kazım (Özalp), Ali Fethi (Okyar), onu takip eden arkadaÅŸlarıydı. Bunların bazıları kendi devresi, bazıları da kendisinden önce veya sonraki devrenin öÄŸrencileri idi.

Hayri PaÅŸa (Tırnovacık) , anılarında gazeteci Naci Sadullah’ın “sınıfta, en fazla kimlerle samimi konuÅŸurlardı PaÅŸam?” sorusuna ÅŸu cevabı vermiÅŸtir: “Manastır İdadisi’nden kendileriyle birlikte gelen Tevfik Bey’le ki bu kıymetli arkadaşı mektepten mezun olduÄŸumuz sene kaybettik. Sonra ÅŸimdi KırÅŸehir mebusu bulunan Müfit Bey de samimi dostlarındandı...”

Mustafa Kemal Harbiye’de öÄŸretime baÅŸladığı sırada, okul komutanı 24 yıl (1884-1908) bu kutsal yuvaya komutanlık yapmış olan Mustafa Zeki PaÅŸa; öÄŸretim baÅŸkanı, o zamanki ismi ile “ders nazırı”, daha sonra Çanakkale’de kendisine kolordu komutanlığı yapacak olan Esat PaÅŸa’dır.

Mustafa Kemal’in Harp Okulu’ndaki öÄŸretmenleri arasında, onun kiÅŸiliÄŸini etkileyen ve onu hayata hazırlayan çok deÄŸerli öÄŸretmenleri olduÄŸunu görüyoruz. Bunlar arasında; sonradan İstanbul Üniversitesi’nde Profesör olan, Türk Tarih Kurumu kurucu üyesi ve Milletvekili olan Fransızca öÄŸretmeni Necip Asım (Yazıksız) Bey (1861-1935), Talim ÖÄŸretmeni Rahmi PaÅŸa ve onun maiyetindeki Binbaşı Fazıl Bey, sonra Korgeneral ve milletvekili olan Yüzbaşı Naci (İldeniz) Bey ve TeÄŸmen Osman Efendi bulunuyordu.

Ali Fuat Cebesoy öÄŸretmenleri hakkında ÅŸunları anlatmıştır: “Hocalarımızdan memnunduk. Talim öÄŸretmenlerimizin başında öÄŸrenimini Almanya'da yapmış olan Rahmi PaÅŸa bulunuyordu. Maiyetinde Birinci Dünya Savaşı'nda ölen, Hünkâr yaverlerinden Binbaşı Fazıl Bey, Yüzbaşı Naci (Rahmetli Korgeneral ve Milletvekili Naci Eldeniz) ve TeÄŸmen Erzurumlu Osman Efendi vardı. Osman Efendi talim yaptırırken: “Birinci mangadan saÄŸdan itibaren beÅŸ kiÅŸi kop da gel!” Diye bizleri çağırırdı. Bundan dolayı kendisine Kopdagel adını vermiÅŸtik. Daha sonra bu lakabı kendisi de beÄŸenmiÅŸ olacak ki, soyadı olarak almıştır.

“Mustafa Kemal en ziyade Yüzbaşı Naci Bey'i sayar ve severdi. Hatırımda yanlış kalmadıysa, Manastır'dan tanışıyorlardı. Bu saygı ölünceye kadar devam etti. Çok yıllar önce Naci PaÅŸa Kolordu Kumandanıyken bir münasebetle Atatürk'ü ziyaret etmiÅŸti. Ben de oradaydım. Kendisine çok itibar etti. “Buyurunuz hocam.” Diye yer gösterdi ve sonra bana döndü : “Naci PaÅŸa Hazretleri’nin”, dedi, “İkimizin üzerinde de emeÄŸi vardır.” Ben, okula geldikten on beÅŸ gün kadar sonra Ders Nazırlığı'na Yanyalı Esat PaÅŸa atandı. O zaman rütbesi albaydı. TaÅŸkentli Mehmet Kaçın'ın sülalesinden olan Esat PaÅŸa vatanperver ve bilgili bir askerdi. Harp Okulu'nda ve Harp Akademisi'nde birçok ıslahat yapmıştır. Bu kiÅŸi Balkan Savaşı'nda Yanya Savunması'nda benim kumandanımdı. Onun kolordusunun Kurmay BaÅŸkanlığı'nı yaptım, yine onun emri altında 23. Tümen Kumandan Vekili olarak Pasita ve Pizani mevkilerini müdafaa ettim. Yaralandığım zaman çok üzülmüÅŸtü.

“Esat PaÅŸa, Çanakkale SavaÅŸları'nda Atatürk'e de kumandanlık etmiÅŸtir. Atatürk'ün meÅŸhur 19. Tümeni Esat PaÅŸa'nın kumandasındaki 3. Kolordu'nun kuruluÅŸu içindeydi.”


Mustafa Kemal Harp Okulu 1 nci sınıfında 635 mevcutlu Piyade sınıfında bütün derslerden 484 not almış ve 9 uncu olarak ikinci sınıfa geçmiÅŸtir.

Mustafa kemal 2 nci sınıfta iÅŸse 420 arkadaşı arasında toplam 522 not alarak ve 11 nci olarak üçüncü sınıfa geçmiÅŸtir.

Mustafa Kemal, 3 ncü sınıfta, 459 arkadaşı arasında üç yıllık notlarının toplamı üzerinden Harp Okulu'nu 8 nci olarak bitirmiÅŸtir.

Okul arkadaÅŸlarının anlattıklarından Harbiyeli Mustafa Kemal’in, bu dönemde hem Fransızca’sını geliÅŸtirdiÄŸi, hem de memleket meseleleri üzerindeki düÅŸüncelerinin daha da olgunlaÅŸtığı görülmektedir. Onun nasıl bir öÄŸrenci olduÄŸunu ve ileriye dönük hangi düÅŸüncelere sahip olduÄŸunu göstermek için Harbiye öÄŸrenciliÄŸi ile ilgili bazı anıları buraya aynen alıyoruz.

En samimi arkadaÅŸlarından Lütfi Müfit (ÖzdeÅŸ) ’e göre Harbiyeli Mustafa Kemal:

Daha o zaman mektepte iken, ÅŸuursuz, düÅŸüncesiz kötü bir idareye karşı vicdan ve ruhundan fışkıran inkılapçı düÅŸünceleri bilhassa kayda ÅŸayandır. Her okuduÄŸu ders, her mütalaa ettiÄŸi ilim ve fenni dikkatle tahlil ederek neticeyi alırdı. Bütün talebe arkadaÅŸlarının ders müÅŸküllerini makul ve mukni cevaplarla izah ederdi. Erkân-ı Harbiye’de mesleÄŸe ait ihtisas derslerinde en iyi notu Büyük Åžef almıştır.” Lütfü Müfit Bey Gazi Hazretlerinin istibdat devrinde mektepteki hatıralarını anlatırken onun gazete çıkararak talebe arkadaÅŸlarını tenvir ettiÄŸini kaydetmiÅŸ ve ÅŸöyle devam etmiÅŸti

: “Büyük Åžef ÅŸuursuz idareden o derece ıstırap duymuÅŸtu ki, daha mektepte iken o zamanki idareye karşı arkadaÅŸları ile hasbıhaller, tenkitlere baÅŸlamış ve hatta büyük tehlikelere raÄŸmen haftada bir iki defa gizli olarak gazete bile çıkarmışlardır.

Daha o zaman evlâdı bulunduÄŸu asil Türk milletine ileride ne büyük hizmetler yapmaÄŸa namzet olduÄŸunu pek güzel anlatıyordu. Onun her haline olduÄŸu gibi dürüst düÅŸüncelerine meftun olan ve candan inanan arkadaÅŸları O Büyük Adamın etrafına toplanmışlardı.”


Hayri PaÅŸa (Tırnovacık) Gazeteci Naci Sadullah’a anlatıyor: “… Gazi Hazretleri sınıfın en zeki talebesiydi. Hallerinden, yaÅŸlarından umulmayan bir olgunluk vardı. Çok kuvvetli bir ikna kabiliyetine sahipti Herhangi kavgaya tek defa olsun karıştığını hatırlamıyorum.

“Mekteplerde, intikal kabiliyetinin ve zekalarının kıtlığını, zorlamalarla telafiye çalışan bedbaht talebeler vardır. Bu zorlamalardan müstaÄŸni olan Gazi Hazretlerinin kitaplar üzerinde mütemadiyen kafa patlatan ezberciler gibi de çalıştığını hatırlamıyorum. Bilhassa merak ettikleri derslerle fazla meÅŸgul olurlardı. Riyaziye (Matematik) ve edebiyata karşı fazla düÅŸkünlüÄŸü vardı. En çok okudukları Tevfik Fikret’in bilhassa Sis manzumesini beÄŸenirlerdi. Namık Kemal’i, Abdülhak Hamit’i okumaktan da zevk duyarlardı.

“En fazla meÅŸgul oldukları ÅŸeylerden biri de zamanın felsefesi ve fikri cereyanları idi. Toplumun henüz halledilmemiÅŸ davalarıyla dimaÄŸlarını meÅŸgul ederlerdi.”


“Sınıftaki durumu, davranışları nasıldı?

“Gazi Hazretleri, sınıfımızın en yakışıklı, en şık, en temiz giyinen talebesiydi. Kendisi, muasır hayatın İstanbul’dan evvel yer bulduÄŸu Selanik’te bulundukları için cemiyetin ince muaÅŸeret kaidelerine hepimizden fazla vakıftı."


“Sınıfta en fazla kimlerle konuÅŸurlardı PaÅŸam?

“Manastır İdadisi’nden kendileriyle beraber gelen Tevfik Bey’le, ki bu kıymetli arkadaşı mektepten mezun olduÄŸu zaman kaybettik.



Sonra ÅŸimdi KırÅŸehir mebusu bulunan Müfit Bey’de samimi dostlarındandı…”


Harp Okulu’nda Mustafa Kemal’den bir devre önce olan (1900-Piyade-2) fakat, okulu bitirdiÄŸinde bir sene “tebdil-i hava” raporu alarak memleketine giden ve Harp Akademisi’ne bir yıl sonra baÅŸlayan Asım Gündüz, orada Mustafa Kemal’lerle birlikte aynı sınıfları okumuÅŸtur. Anılarında Harbiyeli Mustafa Kemal’i ÅŸöyle anlatmaktadır: “Gerek Harbiye'de, gerek Harp Akademisi’nde bir ÅŸey dikkatimi çekmiÅŸti. DoÄŸu illerinden ve Anadolu'dan gelen arkadaÅŸlar, İstanbullular gibi, yalnız dersleriyle meÅŸguldüler. Sadece Manastır İdadisi’nden gelen arkadaÅŸlarımız daha çok uyanık, daha çok Batı'ya dönüktüler. Onlar derslerinin dışında memleketin meselelerini de tartışıyorlar, bu konularda fikirler ileri sürüyorlardı. Mustafa Kemal de bunlardandı.

“Beni, Mustafa Kemal'le ilk tanıştıran eski arkadaşım Fethi Bey (Okyar) olmuÅŸtu. Mustafa Kemal, çok güzel giyinir, çok güzel konuÅŸur, kimseyi kırmaz, terbiyeli bir çocuktu. DoÄŸup büyüdüÄŸü Selanik'in batıyla daha çok baÄŸlantılı bulunması sebebiyle olacak, dikkati çeken fikirleri vardı. Etrafına topladığı arkadaÅŸlarla cesaretle konuÅŸuyor, onları güzel konuÅŸmasıyla kısa zamanda tesiri altına alıyordu. Bizlerin okumadığımız bir çok vatan ÅŸiirlerini sık sık tekrarlıyordu. Namık Kemal'in bütün ÅŸiirlerini bir defterde toplamıştı. Bu ÅŸiirleri kısa zamanda bütün arkadaÅŸlar defterlerimize yazmış ve ezberlemiÅŸtik. Mustafa Kemal “Milletleri uyandıracak olan fikir adamları, Devlet adamlarıdır.” diyordu. Yabancı lisana karşı büyük bir hevesi vardı. Bu maksatla. BeyoÄŸlu’nda bir Fransız madamına pansiyoner olmuÅŸtu. Bu Fransız kadın, Fransız sefareti kuryeleriyle, ittihatçıların Paris'te yayınladıkları gazeteleri getirtiyor ve Mustafa Kemal'e veriyordu. Fransız kadın aynı zamanda Mustafa Kemal'e Fransızca dersi veriyordu. Bizler, Vatan, Millet ve Türklük fikirlerini ilk defa, Harp Akademisi sıralarında ondan duymuÅŸtuk. Bizim sınıfta en iyi Fransızca bilen Ali Fuat'tı (Cebesoy). Çünkü, Ali Fuat Fransız okulundan Harbiye'ye gelmiÅŸti. Onu takiben de Mustafa Kemal iyi Fransızca bilirdi. Mustafa Kemal, Harbiye'de iken her tatilde Selânik'te bir Fransız okulunun tatil kurslarına devam ederek lisanını ilerlettiÄŸini söylerdi.”


Bütün bu anlatılanlardan anlaşılmaktadır ki, Harp Okulu eÄŸitimi ve öÄŸrenimi dönemi, Mustafa Kemal’in hem vatan, millet, Türklük fikirlerinin olgunlaÅŸmasında, hem de Batıya dönük “çaÄŸdaÅŸlaÅŸma” düÅŸüncelerinin geliÅŸmesinde önemli bir dönem olmuÅŸtur. Ayrıca bu fikirlerini arkadaÅŸlarına da anlatması, okula bu fikirleri yaymak için bir gazete çıkarma giriÅŸiminde bulunması, onun daha o dönemde liderlik özelliklerinin geliÅŸmeye baÅŸladığını da göstermektedir. O, yine bu dönemde özellikle ilk sınıfta İstanbul’un sosyal hayatı içinde kendisini bulmuÅŸ görünmektedir. “İçki” ve “dans” konusunda da bazı ilk deneyimlerin burada yaÅŸandığı bilinmektedir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


categoriaKategori: Sekizinci Sınıf | commentoYorum (4) dataNisan 2, 2009

Paylas

Yorumlar

büşra
yok
2009-04-27 19:46:41
çoook güzel olmuş çok işime yaradı çok tşk ederim..
isimsiz
ınkılap
2009-04-15 20:47:53
saooolun ınkılap dersıne cok lazım oldu burdan buldum ıyı oldu tesekkurler:)
Kralll
süper olmus
2009-04-07 20:11:21
süper olmus ama çok uzun....tbrkk.
nuray
yaazı
2009-04-02 14:03:24
ya bu çok uzun olmuş ama ginede beyendim

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

Copyright © 2009 blogcu.com uyarlama Yılmaz Alp Öztürk & led24.de.

Google yalpturk


Get yalpturkteam chat group | SBS için Aradığınız Tüm Bilgiler