Yeraltı ve Yerüstü Su Kaynakları (Fen ve Teknoloji)

                       Yeraltı ve Yerüstü Su Kaynaklar 

 

Su Döngüsü

 

Yeryüzünün 3/4'ü sular tarafından kaplanmıştır. Milyonlarca yıldan beri bu miktar hemen hemen sabittir. Suyun tümü atmosfer, deniz ve okyanuslar ile karalarda dağılmış durumdadır. Karasal sistemlerde sular, göl, akarsu, yer altısuları ve küçük birikintilerde yer alır. Doğal dengenin korunabilmesi için bu suların devamlı yer değiştirmesi gerekmektedir. Suyun hava, kara ve sucul sistemlerde yer değiştirmesine su döngüsü (çevrimi) denir.

 

Yer Altı Suları

 

Yeryüzüne inen suların bir kısmı kumlu ve çakıllı katmanlardan geçerek daha alt kısımlardaki geçirimsiz killi tabakaların üzerinde birikir. Bu sulara yer altı suları denir. Yer altı suları bazen iç katmanlarda hareketsiz bir şekilde toplanır. Bazen de yer altında akarak yer altı nehirlerini oluşturur. Yer altı suları eğim koşulları ve akışın uygun olduğu zayıf yerlerden yeryüzüne çıkabilir. Yeryüzüne çıkan bu sulara kaynak suları denir. Yer altı suları yerkürenin iç katmanlarında bulunan ısı enerjisinin yeryüzüne taşınmasını da sağlar. Bu enerji de jeotermal enerjinin kaynağını oluşturur.

 

Yer altı suları en temiz sulardır. Buna karşılık baraj ve göllerde biriken suların içilebilir ve kullanılabilir olması için temizlenmesi gerekir. Bu nedenle, su şehir şebekesine ulaşıncaya kadar çeşitli işlemlerden geçirilir. Bunlar; dinlendirme, havalandırma, çöktürme, süzme ve mikroplardan arındırma işlemleridir.

 

Baraj ve göllerde biriken sular, ilk olarak dinlendirme havuzlarında toplanır. Burada su içinde bulunan katı maddelerin kendiliğinden çökelmesi sağlanır. Dinlendirilen su şelâle gibi bir setten akıtılarak suyun hava ve güneşle temas etmesi sağlanır. Böylece suda bulunan bazı mikroplar ölürken zararlı gazlar da ayrılır. Havalandırılmış su, çöktürme havuzlarına alınır. Suyun içerisine şap adı verilen kimyasal bir madde atılır. Böylece su içinde asılı bulunan küçük tanecikler çöktürülmüş olur. Çöktürme işleminden sonra su, çakıl, kum ve ince kum katmanlarından oluşan süzgeçlerden geçirilerek süzülür. Böylece suyun bulanıklığı giderilmiş olur.

 

Süzülen suya son işlem olarak çok az miktarda klor katılır. Klor zehirli bir gaz olup suyu mikroplardan arıtmak amacıyla kullanılır. Böylece su içilebilir ve kullanılabilir hâle gelir. Bu su depolarda toplanarak şehirlere gönderilir.

 

Yer Üstü Su Kaynakları:

 

Okyanus: Kıt’alar arasında büyük çukurları kaplayan geniş ve derin su kütlesi. Okyanuslar, yeryüzünün sularla kaplı olan geniş alanlarıdır. Dünya’nın %71’ini okyanuslar ve denizler kaplamıştır. Yeryüzünde üç okyanus vardır. Bunlar büyüklük sırasına göre şöyledir: Büyük Okyanus (Pasifik), Atlas Okyanusu (Atlantik), Hint Okyanusu. Kuzey ve Güney Amerika ile Asya ve Okyanusya kıt’aları arasında kalan alanda Büyük Okyanus yer alır. Afrika, Asya ve Okyanusya kıt’aları arasında kalan bölümde Hint Okyanusu bulunur. Kuzey ve Güney Amerika, Afrika ve Avrupa kıt’aları arasında da Atlas Okyanusu yer alır. Denizler, okyanusların kara içlerine sokulmuş kollarıdır. Okyanus ve deniz arasında genişlik ve derinlik bakımından farklılıklar vardır. Okyanuslar, denize göre daha geniş ve derindir. Bazı denizler birbirlerine ya da okyanuslara boğazlarla bağlanmıştır. Karalar arasında bulunan denizin daralmış kısımlarına “boğaz” denir. Örneğin; Çanakkale Boğazı, Marmara ve Ege Denizi’ni birbirine bağlar. Karaların bazı kesimlerinde denizler ve okyanuslar karalara doğru girintiler oluşturmuştur. Bu girintilerin büyüklerine “körfez” küçüklerine “koy” denir. Kıyılarımızda birçok körfez ve koy bulunur. Örneğin; Antalya Körfezi, Akdeniz üzerinde yer alan bir körfezdir. İç denizler; dar boğazlarla okyanusları birbirine bağlar. Örneğin; Marmara Denizi, bir iç denizdir. Karaların okyanusa ya da denize doğru sokulmuş, üç tarafı denizlerle çevrili kara parçalarına “yarımada” denir. Örneğin; Gelibolu Yarımadası, Ege Denizi üzerinde yer alan bir yarımadadır. Ada, etrafı sularla kaplı, kara parçasıdır. Örneğin; Kıbrıs Adası Akdeniz üzerinde bulanan bir adadır.

 

Deniz: Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbirleriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Denizler okyanuslardan, yüzölçümlerinin küçüklüğü, derinliklerinin azlığı, tuzluluk oranlarının değişkenliği, kıt’a sahanlığının çokluğu ve kıyılarını dövdüğü kıtalarla olan bağlantılarının çokluğuyla ayırt edilir.

 

Deniz suyu, genellikle litrede 35 g erimiş tuz içeren bir eriyiktir. Tuzluluk oranı, kutup bölgelerine yakın ya da çok sayıda akarsuyla beslenen denizlerde düşük, tropikal bölgelerde yer alan ya da kapalı olan denizlerde yüksektir. Deniz suyunda çok sayıda metal de eser miktarlarda bulunur. Güneş ışınlarından, rüzgârdan ve buharlaşmadan etkilenen yüzey sularında, çok büyük sıcaklık farklılıkları görülür. Deniz suyunun yoğunluğu (donma ve buz dağlarının oluşmasında önemli bir etkendir), tuz oranına, sıcaklığa ve basınca bağlıdır.

 

Göl: Kapalı havzalarda yer alan geniş, durgun su kütlesi.

 

Göller dünyanın her yerinde bulunur. Çoğunlukla ırmak boylarında, bol yağış alan bölgelerde ve denize yakın düzlüklerde bulunur.

 

Göllerin suları tatlı ya da tuzlu olabilir. Suyu tatlı olan göllere tatlı su gölleri, suyu tuzlu olan göllere ise tuzlu su gölleri denir. Tatlı su göllerinin sayısı tuzlu su göllerine göre daha fazladır. Tuzlu su gölleri genel olarak kurak bölgelerde oluşur. Kurak bölge göllerinin suları tuz ve alkali bileşikler bakımından zengindir.

 

Göller, çok çeşitli boyutlarda olabilir. Çoğunun yüzeyi 260 km2 ya da daha azdır. Yalnızca birkaçı bunun üzerine çıkar. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün alanı 3713 km2dir. Tuz Gölü de ikinci büyük gölümüzdür ve alanı 1500 km2dir.

Akarsu: Yerin altında ya da üstünde, kıyıları az çok belirgin bir yatak içinde akan su kütlesi. Günümüz coğrafî adlandırmalarında, akış hâlindeki her tür su akıntısı için akarsu anlamı kullanılsa da akarsuyu tanımlayan temel özellik suyun belli bir yatak içinde akıyor olmasıdır. Akış hâlindeki su kütlesini büyüklüğüne göre yapılan adlandırmalarda; küçük akarsulara dere, çay, su ya da öz; büyük akarsulara da ırmak adı verilir.

 

Yağmur ya da kar biçiminde yeryüzüne ulaşan suyun bir bölümü güneşin ve rüzgârın etkisiyle buharlaşarak yeniden atmosfere döner. Geri kalan suyun bir bölümü birleşerek dereleri ya da çayları oluştururken başka bir bölümü de toprağın altına sızar. Sızan suların çok büyük bir bölümü daha sonra kaynaklar hâlinde yeniden yeryüzüne çıkarak akar sulara karışır. Yağışsız mevsimlerde akarsuların kurumamasına yol açan, bu kaynak sularıdır. Kar ve buzlar da akarsuların beslenmesinde önemli rol oynar. Böylece dereler birleşerek, ırmakları oluşturur. Bir akarsuyun kat ettiği yola, akarsuyun çığırı denir. Bu yol boyunca akarsuya katılan dere ve çaylara da akarsuyun kolları adı verilir. Akaçlama havzası ya da havza anlamı, bir akarsuyun ve kollarının beslendiği, başka bir deyişle sularının topladığı alana verilen addır. Ayrıca jeomorfolojik süreçlerin en önemli etkenlerinden biri olan akarsular, yeryüzü şekillerinin oluşmasında temel rol oynar. Akarsuların aktığı yollar boyunca doğal şekiller oluşur. Şelâleler ve akarsu vadileri bunlardandır.

 

Yer Altı Su Kaynakları:

 

Artezyen Kuyusu: Yerin altında ya da üstünde, kıyıları az çok belirgin bir yatak içinde akan su kütlesi. Günümüz coğrafî adlandırmalarında, akış hâlindeki her tür su akıntısı için akarsu anlamı kullanılsa da akarsuyu tanımlayan temel özellik suyun belli bir yatak içinde akıyor olmasıdır. Akış hâlindeki su kütlesini büyüklüğüne göre yapılan adlandırmalarda; küçük akarsulara dere, çay, su ya da öz; büyük akarsulara da ırmak adı verilir.

 

Yağmur ya da kar biçiminde yeryüzüne ulaşan suyun bir bölümü güneşin ve rüzgârın etkisiyle buharlaşarak yeniden atmosfere döner. Geri kalan suyun bir bölümü birleşerek dereleri ya da çayları oluştururken başka bir bölümü de toprağın altına sızar. Sızan suların çok büyük bir bölümü daha sonra kaynaklar hâlinde yeniden yeryüzüne çıkarak akar sulara karışır. Yağışsız mevsimlerde akarsuların kurumamasına yol açan, bu kaynak sularıdır. Kar ve buzlar da akarsuların beslenmesinde önemli rol oynar. Böylece dereler birleşerek, ırmakları oluşturur. Bir akarsuyun kat ettiği yola, akarsuyun çığırı denir. Bu yol boyunca akarsuya katılan dere ve çaylara da akarsuyun kolları adı verilir. Akaçlama havzası ya da havza anlamı, bir akarsuyun ve kollarının beslendiği, başka bir deyişle sularının topladığı alana verilen addır. Ayrıca jeomorfolojik süreçlerin en önemli etkenlerinden biri olan akarsular, yeryüzü şekillerinin oluşmasında temel rol oynar. Akarsuların aktığı yollar boyunca doğal şekiller oluşur. Şelâleler ve akarsu vadileri bunlardandır.

 

Jeotermal Kaynak: Yer Kabuğunun derinliklerindeki ısı nedeniyle, sıcaklığı yüksek olan, diğer sulara göre daha fazla çözünmüş madde içren sıcak su, buhar ve gazlar jeotermal kaynak olarak adlandırılır.Jeotermal kaynaklar jeotermal enerji elde edilir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !